Arif Nihat Asya – Yollar Şiiri

Comments Off


Varsın biraz da yollar çeksin benim cefamı
Artık verin çocuklar, artık verin asamı!.
Bir başka kainata, bir başka yurda yol var;
Siz örtünün garipler siz örtünün abamı!
Yorgun düşüp uzandım altında asumanın;
Gölgende buldum ey dal bir anne ihtimamı.
Şahane manzaraydı dünya sınırlarında
Bir kubbenin rüku’u, bir zirvenin kıyamı.

Yükseklerinde ömrün dağlar, sular kovuklar:
Yükseklerin diliyle tekrar edin nidamı!
Dağlar lisana geldi, gökler lisana geldi;
Şerh oldu Mesnevi’den yıldız
Şerh oldu Mesnevi’den yıldızların kelamı.
Şeffaf mavinizden abdest alıp el açtım
Artık yakındayım, ey gökler, duyun duamı!

Share and Enjoy:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • blogmarks
  • Diigo
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • Live
  • MSN Reporter
  • MySpace
  • Netvibes
  • Turn this article into a PDF!
  • Reddit
  • RSS
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter
  • Wikio
  • Yahoo! Bookmarks

Arif Nihat Asya – Tanrıya Sesleniş Şiiri

Comments Off

Elsizlere el,dilsizlere dil ver yeniden,
Lütfet,bize bin şanlı nesil ver yeniden,
Dünyayı alıp avcuna bir gün Tanrım,
Avcunda bu dünyaya şekil ver yeniden.

Share and Enjoy:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • blogmarks
  • Diigo
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • Live
  • MSN Reporter
  • MySpace
  • Netvibes
  • Turn this article into a PDF!
  • Reddit
  • RSS
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter
  • Wikio
  • Yahoo! Bookmarks

Arif Nihat Asya – Tanımadı Şiiri

Comments Off

Türküm müjdeydi ülkeye
Gezdim söyleye söyleye
Bir gün söylemedim diye
Türküm beni tanımadı

Onlar bacım,onlar ağam
Onlardır sevincim tasam
Ahmet�im, Mehmet’im, Suna�m
Güllü�m beni tanımadı

Elimde doğmuş kuzular
Bir gün benden soğudular
Sordum ne oldunuz ne var
Sürüm beni tanımadı

Daha dün sözleştik şurda
Düğün hazırladım Yurda
Eller beni tanıdı da
Sözlüm beni tanımadı

Yine sizinleyim dedim
Nasılsam öyleyim dedim
Çıkıp ta söyleyim dedim
Karım beni tanımadı

Hırpalanmak ne kelime
Didik didik lime lime
Götürülürken ölüme
Ölüm beni tanımadı

Share and Enjoy:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • blogmarks
  • Diigo
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • Live
  • MSN Reporter
  • MySpace
  • Netvibes
  • Turn this article into a PDF!
  • Reddit
  • RSS
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter
  • Wikio
  • Yahoo! Bookmarks

Arif Nihat Asya – Seni Şiiri

Comments Off

Sana vermiş veren sulardan ses
Sana vermiş veren şiirden dil…
Yaratılmışsın ayrı topraktan…
Hamurun,toprağın bizimki değil!

Saçların var,ki başka türlü sarı
Gözlerin var,ki başka türlü yeşil

Yarı olmuş vücudun üstünde
Ne güzel şey çocuk yüzün ,çil çil!
Bu köpükler,bu dalgalar,bu güneş…
Hepsi birden diyor:’Geliş,serpil!’

Nefesin var,ki başka türlü sıcak
Gözlerin var,ki başka türlü yeşil

Share and Enjoy:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • blogmarks
  • Diigo
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • Live
  • MSN Reporter
  • MySpace
  • Netvibes
  • Turn this article into a PDF!
  • Reddit
  • RSS
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter
  • Wikio
  • Yahoo! Bookmarks

Arif Nihat Asya – Sen Şiiri

Comments Off

Koku, tad, sıcak… sende her aradığım vardı:
Seni soğuk bulanlar, ısıtamayanlardı.

Share and Enjoy:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • blogmarks
  • Diigo
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • Live
  • MSN Reporter
  • MySpace
  • Netvibes
  • Turn this article into a PDF!
  • Reddit
  • RSS
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter
  • Wikio
  • Yahoo! Bookmarks

Arif Nihat Asya – Mavi Şiiri

Comments Off

Kayıklarla kayıkçılar
Dalgıçlarla balıkçılar
Bilirsin:ne ister,deniz!

Kendini bu isteklerin:
Yelkenlerin küreklerin
Altına seriver, deniz!

Balıkların,kandillerin
Ne varsa olsun ellerin
Bana mavini ver deniz!

Share and Enjoy:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • blogmarks
  • Diigo
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • Live
  • MSN Reporter
  • MySpace
  • Netvibes
  • Turn this article into a PDF!
  • Reddit
  • RSS
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter
  • Wikio
  • Yahoo! Bookmarks

Arif Nihat Asya – Kanatlar Şiiri

Comments Off

Yaşamaktan mı yorgunum,bilmem
Seni günlerce beklemekten mi?
Yine yoldan geyik geyik sekişin
Gün sönerken mi,ay batarken mi?
Söyle:Memnun musun uzaklarda
Yuvan aydın gönülcüğün şen mi?

Yine kalsın mı, dizlerimde başın
Yine koynumda can çekişsen mi…
Kim sorar,ey hayat,kim düşünür
Ki vakit geç mi yoksa erken mi?

Söyle:Memnun musun uzaklarda
Yuvan aydın gönülcüğün şen mi?

Gökte kanatlar bizimdi…bilmezdik
Bu hafiflik kanat mı yelken mi;
Anlamaz,anlamazdık Allahım
Böyle yekpare can mıyız ten mi?

Söyle:Memnun musun uzaklarda
Yuvan aydın gönülcüğün şen mi?

Bilemem:Gizli gizli’gel’dediğin
Başka bir aşina mıdır,ben mi;
Kadehinden mi sarhoşum hala
Kadehlerinden mi?

Söyle:Memnun musun uzaklarda
Yuvan aydın gönülcüğün şen mi?

Share and Enjoy:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • blogmarks
  • Diigo
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • Live
  • MSN Reporter
  • MySpace
  • Netvibes
  • Turn this article into a PDF!
  • Reddit
  • RSS
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter
  • Wikio
  • Yahoo! Bookmarks

Arif Nihat Asya – Güzellik Şiiri

Comments Off

Hastalık, sevgisizlik, öksüzlük…
Neler geçirdim ben!
Çıkabilseydi bir, “güzel” diyecek
Güzelleşirdim ben!

Share and Enjoy:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • blogmarks
  • Diigo
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • Live
  • MSN Reporter
  • MySpace
  • Netvibes
  • Turn this article into a PDF!
  • Reddit
  • RSS
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter
  • Wikio
  • Yahoo! Bookmarks

Arif Nihat Asya – Fetih Marşı Şiiri

Comments Off

Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;
Dağlardan çektiriler, kalyonlar çekilecek;
Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek

Yürü, hala ne diye oyunda oynaştasın?
Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!

Sen de geçebilirsin yardan, anadan, serden….
Senin de destanını okuyalım ezberden…
Haberin yok gibidir taşıdığın değerden…

Elde sensin, dilde sen, gönüldesin baştasın…
Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!

Yüzüne çarpmak gerek zamanenin fendini…
Göster: Kabaran sular nasıl yıkar bendini?
Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini

Şu kırık abideyi yükseltecek taştasın;
Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!
More

Share and Enjoy:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • blogmarks
  • Diigo
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • Live
  • MSN Reporter
  • MySpace
  • Netvibes
  • Turn this article into a PDF!
  • Reddit
  • RSS
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter
  • Wikio
  • Yahoo! Bookmarks

Arif Nihat Asya – D-III

Comments Off

Yatırırken bu sedef kakmalı şimşir beşiğe
Neyle kundakladılar Hazret-i Mevlânâ’yı?

Perdelerden taşırıp neyleri çığlık çığlık
Neyle kundakladılar Hazret-i Mevlânâ’yı.

Bir, ipekten ve köpükten yaratılmış yumuşak
Tüyle kundakladılar Hazret-i Mevlânâ’yı.

Kıyılardan, ovalardan dererek inciyle,
Çiyle kundakladılar Hazret-i Mevlânâ’yı.

Gece, mehtâbı elekten geçirip kirpikler
Ayla kundakladılar Hazret-i Mevlânâ’yı.

Mesnevî’sinde bir altın lüleden nûr akıtıp
Öyle kundakladılar Hazret-i Mevlânâ’yı.

‘Bu yürek durmayacaktır’ dediler.. esmâdan
‘Hay’la kundakladılar Hazret-i Mevlânâ’yı.

Sakalar doldurarak kırbaların Kevser’den
Meyle kundakladılar Hazret-i Mevlânâ’yı.

Ve açıp ağzını Nîsan Tası’nın Besmele’ler
Suyla kundakladılar Hazret-i Mevlânâ’yı.

Rûhlardan, kokulardan, durulardan duru bir
Şeyle kundakladılar Hazret-i Mevlânâ’yı.

Ulu Tûbâ’ların altında gönüller, eller
Böyle kundakladılar Hazret-i Mevlânâ’yı.

Share and Enjoy:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • blogmarks
  • Diigo
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • Live
  • MSN Reporter
  • MySpace
  • Netvibes
  • Turn this article into a PDF!
  • Reddit
  • RSS
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter
  • Wikio
  • Yahoo! Bookmarks

Arif Nihat Asya – Dağlar Şiiri

Comments Off

Çekmece’den Maltepe’den ileri
Gitmemiş Sâdâbâd çelebileri
Alem tepesine Alemdağ derler…
Böyle bilmiş böyle yazmış eserler.

Dağlar var karanlık, dağlar var beyaz.
Korka korka eteğinden öper yaz;
Ağrıdağ, Babadağ, Gâvurdağ, Ilgaz
Kubbelerdir…dolaşır, aşılmaz.

Tendürük’te, Kop’ta Palandöken’de
Kurtların payı var gelip geçende…
Ki alırlar vermek istemesen de!

Dağlar var, tahtından inmeyen sultan
Dağlar var, yapılmış bundan, buluttan…
Dağlar var ki Bingöl, Binboğa, Süphan,

Medetsiz’ler, Mor’lar, Nur’lar, Yıldız’lar;
Karalar, Kızıllar, Bozlar, yağızlar…
Karla dolar ‘İmdat’ diyen ağızlar;
Yollar kesen, haraç alan dağlar var.

Bolkarda çamların sakızı damlar…
Ve bir yıldız düşer, tutuşur çamlar…
Bir kızıl şehrâyin olur akşamlar…
Tacı olan, tahtı olan dağlar var.

Tüter Sarıçiçek, burcu burcudur,
Akşamlar ya mor, ya turuncudur.
Ve kışın dünyanın öbür ucudur…

Sarkarken Cudinin karları dal dal
Bağdaş kuradursun yollara Karhal!
‘Ferman padişahın, dağlar bizimdir;’
Dedi yerde bir kurt, gökte bir kartal.

Dönmez misiniz ey yolda kalanlar;
Yolcular, garipler, garip çobanlar;
Allahüekberde tekbir alanlar?
Ovalar, konaklar, yollar aşırı
Birbirini selamlayan dağlar var.

Dağlar var, batının yangınında kor…
Dağlar var; adları Nemrut, Balahor…
Kayışdağ kim, alemdağ kim oluyor?

Lakin ufukları görünce yoksul
Dağ yerine kubbe yapmış İstanbul;
Kurşun şamdanlarda mumlar fildişi…
Ki pırıltıları sularda pul pul.

Share and Enjoy:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • blogmarks
  • Diigo
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • Live
  • MSN Reporter
  • MySpace
  • Netvibes
  • Turn this article into a PDF!
  • Reddit
  • RSS
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter
  • Wikio
  • Yahoo! Bookmarks

Arif Nihat Asya – Bayrak Şiiri

Comments Off

Ey,mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kızkardeşimin gelinliği,şehidimin son örtüsü!
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Sana benim gözümle bakmayanın
mezarını kazacağım.
Seni selamlamadan uçan kuşun
yuvasını bozacağım.

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder…
Gölgende bana da, bana da yer ver !
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar.
Yurda ay yıldızın ışığı yeter.

Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün.
Kızıllığında ısındık,
Dağlardan çöllere düşürdüğü gün.
Gölgene sığındık.

Ey, şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalan;
Barışın güvercini, savaşın kartalı…
Yüksek yerlerde açan çiçeğim;
Senin altında doğdum,
Senin dibinde öleceğim.

Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
Yer yüzünde yer beğen !
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim !

Share and Enjoy:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • blogmarks
  • Diigo
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • Live
  • MSN Reporter
  • MySpace
  • Netvibes
  • Turn this article into a PDF!
  • Reddit
  • RSS
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter
  • Wikio
  • Yahoo! Bookmarks

Arif Nihat Asya – Anne Şiiri

Comments Off

İlk kundağın
Ben oldum, yavrum;
İlk oyuncağın
Ben oldum.

Acı nedir
Tatlı nedir… bilmezdin
Dilin damağın
Ben oldum.
Elinin ermediği
Dilinin dönmediği
Çağlarda, yavrum
Kolun kanadın
Ben oldum
Dilin dudağın
Ben oldum.

Belki kıskanırlar diye
Gördüklerini
Sakladım gözlerden
Gülücüklerini…
Tülün duvağın
Ben oldum!

Artık isterlerse adımı
Söylemesinler bana
‘Onun Annesi’ diyorlar…
Bu yeter sevgilim bu yeter bana!

Bir dediğini iki
Etmiyeyim diye öyle çırpındım ki
Ve seni öyle sevdim sana
O kadar ısındım ki
Usanmadım, yorulmadım, çekinmedim
Gün oldu kırdın…
İncinmedim;
İlk oyuncağın
Ben oldum.. Yavrum
Son oyuncağın
Ben oldum…

Layık değildim
Layık gördüler
Annen oldum yavrum
Annen oldum!

Share and Enjoy:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • blogmarks
  • Diigo
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • Live
  • MSN Reporter
  • MySpace
  • Netvibes
  • Turn this article into a PDF!
  • Reddit
  • RSS
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter
  • Wikio
  • Yahoo! Bookmarks

Arif Nihat Asya – Ağıt Şiiri

Comments Off

Ağlayın, parmakları nur
Sularından kınalı kızlarım
Ağlasın Meraga göklerinden
Meraga’ya bakıp yıldızlarım

Yollara Kürşadlar uzanmış ölü
Ağlasın Akülke, ağlasın Sütgölü
Yiğitlerim uyur gurbet ellerde
Kimi Semerkant’ta bekler beni
Kimi Caber’de

Caber yok, Tiyanşan yok, Aral yok
Ben nasıl varım?
Ağla ey Tanrı dağlarıdan
İndirilmiş Tanrım

Şu yakın suların
Kolu neden bükülmez
Fırat niçin, Dicle niçin, Aras niçin
Benden doğar, bana dökülmez?

Ben ki ataeşle konuşurdum.selle konuşurdum
İdil’le Tuna’yla Nil’le konuşurdum
“Sangaryos”u “Sakarya” yapan
“İkonyom”u “Konya” yapan
Dille konuşurdum.

Share and Enjoy:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • blogmarks
  • Diigo
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • Live
  • MSN Reporter
  • MySpace
  • Netvibes
  • Turn this article into a PDF!
  • Reddit
  • RSS
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter
  • Wikio
  • Yahoo! Bookmarks

Türkçe Hit Müzik - Songtext - Songtexte - Lyrics - Chansons - Popüler Şarkı Dinle - Kim Söylüyor - Güzel Sözler - Şarkıları - Türküleri - Şarkısının & Türküsünün Sözleri

Dr.5z5 Open Feed Directory

4-yüz | Abdurrahman Önül | Ahmet Kaya | Ajda Pekkan | Atiye | Ayna |

 

RSS Search